GSS KISMİ SÜRELİ VE ÇAĞRI ÜZERİNE ÇALIŞANLARI KAYIT DIŞINA MI ZORLUYOR?

Ülkemizde kayıt dışı istihdam ve buna bağlı olarak sosyal güvenlik açıkları ekonomi gündeminin en önemli başlıkları olma özelliğini koruyor.  Hükümet bir taraftan istihdam sorununa çözüm ararken diğer taraftan da kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla yeni yasal düzenlemeler yapıyor.

 

Gerçekten de ülkemizdeki istihdama ilişkin kayıt dışılık verileri ve işsizlik oranları sorunun ne ölçüde önemli olduğunu ortaya koyuyor. Aşağıda Kalkınma Bakanlığı verilerine göre yapılan konuya ilişkin bir haberi ve verileri sizlerle paylaşmak isteriz.

 

Kalkınma Bakanlığı’nın verilerine göre yaklaşık 11 milyon kişi sigortasız, güvencesiz çalışıyor.

 

Türkiye’de kayıt dışı, güvencesiz ve sigortasız çalışma giderek yaygınlaşıyor. Kalkınma Bakanlığı’na bağlı Çalışma Hayatı Dairesi’nin 2011 Temmuz ayına ilişkin hazırladığı istihdam değerlendirme raporuna göre kayıt dışı istihdam edilen çalışanların sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre 250 bin artarak 11 milyona yükselmiş” [1]

 

Yine aynı habere göre işsizlik oranları da vahim boyutta;

 

“Rapora göre, işgücü dışındaki nüfusta çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanların oranı da giderek artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), çalışmayıp iş aramayanları işsiz olarak nitelendirmiyor. İşgücüne dahil olmayanların yüzde 7.3’ünü çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanlar oluşturuyor. Bu kesimin işsizler arasında sayılması durumunda, yüzde 10 olan resmi işsizlik yüzde 15’i aşıyor.”

 

Ülkemizde kayıt dışılığa ve işsizliğe ilişkin böylesine çarpıcı veriler söz konusu iken ve hükümet bu konulara yeni yasal düzenlemelerle çözüm bulmaya çalışırken yine hükümet tarafından yapılan bazı düzenlemelerde bırakın soruna çözüm bulmayı ne yazık ki tam tersi sorunu derinleştirmeye yarıyor.

 

Bunun en çarpıcı örneği de 1 Ocak 2012 tarihi itibarı ile yürürlüğe giren Genel Sağlık sigortasının kısmi süreli (part-time) ve Çağrı üzerine çalıştırılanlarla ilgili düzenlemesidir.

 

Bilindiği üzere çalışma hayatımıza 2003 yılında çıkartılan 4857 sayılı İş yasası ile bazı esnek iş ilişkisi türleri de girmiştir. Bunlar içinde yer alan ve gerek kısmi süreli çalışmak isteyen öğrenci, emekli, ev hanımı gibi kesimlere gerekse, işlerinin doğası gereği kısmi süreli ve/veya çağrı üzerine eleman istihdam eden işverenlere önemli açılımlar sağlayan bu esnek iş ilişkisi türleri yeni yasal düzenleme ile cazibesini tamamen yitirmiş durumdadır.

 

Ülkemizde kimi verilere göre yaklaşık 140 bin kişi kısmi süreli işlerde istihdam edilmektedir. Bu işlerde çalışanların sayısı mevsime bağlı olarak daha da artabilmektedir. İşverenler sürekli elemana ihtiyaç duymadıkları durumlarda kısmi süreli veya çağrı üzerine sözleşme yaptıkları elemanları işe davet ederek bunlara istihdam sağlamakta ve ücretlerini çalıştırdıkları süre üzerinden ödemektedirler. Dolayısı ile bu personelin SGK primleri de çalıştırıldıkları süre üzerinden ödenmektedir.

 

İş yasasına esnek iş ilişkisine ilişkin düzenlemeler konulmamışken pek çok kısmi süreli çalışan kayıt dışı çalıştırılmakta idi. Bu düzenleme ile olumlu bir adım atılarak esnek iş ilişkileri yasal hale getirildi ve bu tür çalışanlar önemli ölçüde kayıt altına alındı.

 

Hal böyle iken şimdi GSS ile getirilen bir düzenleme ne yazık ki özellikle de istihdam edilenleri kayıt dışılığa zorlamaktadır. Bilindiği üzere GSS yasası gereği ay içinde eksik istihdam edilenlere eksik çalıştıkları süreye ait GSS primleri kendilerinin tamamlamaları zorunluluğu getirilmiştir.

 

Bunu bir örnekle açıklayacak olursak işi gereği ayda 10 gün istihdam edilen bir işçi o aya ait 20 günlük GSS primini kendisi tamamlayacaktır. (ödeyecektir) Ödeyeceği prim tutarı ise kendisine yapılacak gelir tespiti sonucunda belirlenecektir.

 

Bu uygulamanın Ocak ayından itibaren yürürlüğe girmesine karşın sonuçları yeni yeni ortaya çıkmaya başlamıştır. Evlerine SGK tarafından prim borcu yazısı gelmeye başlayan pek çok kısmi süreli çalışan zaten kısmi süreli işlerde çalışıp düşük gelir elde etmekte olduklarından artık bu işlerde çalışmayı istememektedirler.

 

Özellikle de SGK mevzuatı gereği bekâr olup babasının sigortasından yararlanan kız çocukları veya öğrenci olup 25 yaşını doldurmamış erkek çocukları zaten babalarından dolayı GSS kapsamında olduklarından işverenlere açıkça sigortasız çalışmak istediklerini beyan etmektedirler. Bunların önemli bir kısmı da artık çalışmayıp evde oturmayı tercih etmektedirler.

 

Görülebileceği üzere Hükümet GSS yasası ile herkesi sağlık güvencesine almak gibi olumlu bir adım atarken diğer taraftan konunun ince ayrıntılarını ve çalışma hayatına etkilerini göz ardı ederek bir anlamda kayıt dışılığa yol açan bir uygulamaya imza atmıştır.

 

Ülkemizde kayıt dışılığa ve işsizliğe ilişkin böylesi vahim bir tablo söz konusu iken ve getirilecek yeni düzenlemeler bu sorunlara çözüme yönelik olmalı iken bunun tam tersi bir durumla karşı karşıyayız.

 

Dileriz konunun ilgilileri (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) gereken duyarlılığı gösterirler ve işçi ve işverenleri kayıt dışılığa iten bu uygulamaya kısa süre içinde son verilir.

 

 

[1] Kaynak: http://www.imc-tv.com/haber-kayit-disi-istihdamda-artis-365.html#ixzz1roEuX4LH