EN UZAK MESAFE En uzak mesafe ne Afrika’dır Ne Çin Ne Hindistan Ne Seyyareler Ne yıldızlar geceleri ışıldayan… En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan CAN YÜCEL Seni hiç anlayamıyorum, beni hiç anlamıyorsun, biz anlaşamıyoruz, davranışlarından hoşlanmıyorum, ben olsam öyle yapmazdım… Bu cümlelerden size tanıdık gelenler oldu mu? Evetleri duyar gibiyim. O zaman lütfen yazıyı okumaya devam edin.Her birimizin olaylara, hayata bakış açıları, durumlar karşısında verdiği tepkiler, hayattan beklentileri, iletişim tarzları, hoşlandıkları, hoşlanmadıkları birbirinden farklıdır. Bunun en temel sebebi de doğuştan getirdiğimiz kişilik özelliklerimizin farklı oluşudur. İşte size anahtar cümle; Farklı olanın yanlış olmadığını kabul etmeli farklı olandan korkmamalıyız. Ama genelde karşımızdakini anlayamadığımız da onları kendi bakış açımıza göre yargılarız. Hatta kendi görüşlerimize uymadıklarında da kınarız. Tüm bunların bir adım ötesinde birbirimizi değiştirmeye çalışırız. Çünkü insanoğlu çoğu zaman kendisinden farklı olanı anlamaya çalışmak yerine onu kendine benzetme eğilimindedir. Önce annemiz bizi kafasında çizdiği çocuk görüntüsüne benzetmeye çalışır. Daha sonra sevgilimiz, ilerleyen yıllarda eşimiz. Bazen hükümetler, okulumuzda öğretmenimiz, bazen en yakın dostumuz. Bazılarımız direnir, ben buyum der, bazılarımız eğilip bükülür. Oysaki önemli olan uyumdur. Uyumun yolu da bilmekten, tanımaktan geçer.En yakın dostunuzla, annenizle, çalışma arkadaşlarınızla, eşinizle ya da sevgilinizle yaşadığınız kırgınlıklara, üzüntülere, sürtüşmelere baktığınızda asıl sebebin olaylara farklı bakış açılarından, aranızdaki farklılıklardan kaynaklandığını görürsünüz. Uzun yıllardır bir arada olmak ya da aranızda kan bağının olması bu farklılıkların ortadan kalkmasını sağlamaya maalesef yetmez. İş yerinde yöneticinizdir tarzını anlayamadığınız, eve gelince eşiniz ya da çocuklarınızdır davranışlarına bir türlü anlam veremediğiniz. Kendimizi, kendi tarzımızı tanımadığımız gibi yakın çevremizdekileri ve onların tarzlarını da iyi tanımamaktan kaynaklanır tüm sorunlar. Hayata herkesin bizimle aynı pencereden bakmasını isteriz. Bazen acilen yetiştirilmesi gereken bir proje varken çalışma arkadaşınız sürekli olur olmaz detaylara takılır ve işin bitişi uzar. Bu da sizi deliye çevirir. Bazen odasını düzenli tutmasını istediğiniz çocuğunuzun odası iğne atsanız yere düşmeyecek halde olduğu için sinir krizleri geçirebilirsiniz. Kimi zamanda sürekli yeni fikirler ortaya atıp, büyük heyecanlar yaşadıktan kısa bir süre sonra her projeyi yarım bırakan çalışanınızdır sizi çıldırtan. Evet, tüm bu örneklerdeki sorunlar farklı kişilik yapılarına sahip olmakla ilgili. Oysaki farklılıklar hayatın renkleridir. Herkesin her şeyi aynı şekilde düşündüğü, aynı şekilde yaptığı, aynı şekilde tepki verdiği bir dünya hayal edin. Ne kadar sıkıcı ve renksiz. Dünyada milyonlarca insan var ve bu milyonlarca insanın birbirinden farklı milyonlarca karakteri var. Her bir karakteri tek tek tanımamız mümkün değil. Fakat Florance Littauer Kişiliğinizi Tanıyın ve Kişilik Bulmacası kitabında tüm kişilik tiplerini dört ana kategoriye ayırıyor. Bu dört kişilik tipini Güçlü Klorik, Mükemmeliyetçi Melankolik, Barışçıl Soğukkanlı ve Popüler Optimist olarak isimlendiriliyor. Kişilik tipleri hakkında bilgi sahibi olduktan sonra insanlar ve yaşadığınız iletişim sorunlarına bakış açınız değişecektir. Hemen gözlemlemeye başlayın etrafınızdaki insanları. Acaba hangisi hangi kişilik tipine daha yakın ve iletişiminizi güçlendirmek, sorunlarınızı çözmek için neler yapabilirsiniz. Çevrenizdeki insanların kişilik tiplerini bildiğinizde hayatın daha kolay hale geldiğiniz göreceksiniz. Herhangi bir grup içerisine katılınca veya yeni biri ile tanışınca kişilikler hakkında öğrendiklerinizi düşünün ve karşınızdaki insanın kişiliğine göre davranın. Unutmayın dostluğun ve huzurun yolu uyumlu olmaktan geçer. Uyumlu olmak ise karşımızdakileri yeterince iyi tanımakla mümkün olacaktır. POPÜLER OPTİMİSTLER (Yapalım ama yaparken eğlenelim) Bir grup insan içerisinde seçilmesi en kolay kişiliklerdir. Onlar hemen her toplulukta göze batar. Özellikle göze çarpan, giyimlerinde parlak renkleri, abartılı modelleri seçmeleridir. Dikkat çekmeyi sevmeleri ve dikkat çekebilmek için her türlü yöntemi denemeleri onların kolay tanınır kişilik tipleri olmalarında önemli bir etkendir. Etrafınızda kendine özgü selamlama tarzı olan, sohbet esnasında sözün sürekli kendisinde olmasını isteyen, yüksek sesle ve makineli tüfek gibi hızlı konuşan birisi varsa bilin ki o popüler optimist bir kişiliktir. Çünkü genelde konuştukları konuya hâkimdirler ve o konuya gerçekten şevk duyuyorlardır. Yavaş konuşmaktan çekinmelerinin nedeni sohbet esnasında liderliklerini kaybetme korkularıdır. Hatta bazen sohbete hâkim olma eğilimleri o kadar ön plana çıkar ki, farkında olmadan başkalarına sorulan soruları yanıtlamaya başlarlar. Konuşurken kullandıkları abartılı beden dili ise yine konuşmaya ne kadar fazla odaklandıklarının kanıtıdır. Popüler optimistler düzen konusunda pek hassas değillerdir. Çalışma ortamları genelde onların dağınık tarzlarını yansıtır. Popüler Optimistler görsel olarak uyarıldıkları için onların kurtarıcıları her zaman post-it’ler olmuştur. Ajandalara not almak yerine görebilecekleri yerlere kocaman kocaman not kâğıtları asarak yapmaları gerekenleri hatırlamayı tercih ederler. Seyahat tutkunu olan popüler optimistler en sık tatile çıkan kişilerdir. Onlar için tatilin anlamı kaçış, eğlence ve maceradır. Popüler optimist bir seyahat acentesine girdiğinde fantastik, sonsuz fırsatlar ve büyüleyici gibi kelimelerle tanımlanmış bir gemi seyahati satın almış olarak çıkabilir. Sonsuz aktiviteler, yöre halkıyla dostluklar kurma ve diğer heyecanlı tatiller popüler optimistler için oldukça cazip olabilir. Popüler optimist ile iletişim kurarken bu kişilik tipinde insanların dikkat çekmeyi sadece popüler optimist oldukları için istediklerini unutmamak gerekir. Sadece bunu bilmek bile onlarla iletişim kurmayı kolaylaştıracaktır. En önemli arzusu takdir görmektir. Sahip oldukları sınırsız enerji deposunun kaynağı başkalarından gelen ilgi ve onaydır. Bu ilgi ve onay popüler optimistlerin besinidir. Bu besinle tazelenir ve yenilenirler. Bu nedenle bir Popüler Optimist için hayatta yapabileceğiniz en iyi şey onlara ilgi göstermek ve onay vermektir. MÜKEMMELLİYETÇİ MELANKOLİKLER (Yapalım ama düzgün(mükemmel) yapalım) Çevrelerindeki her şeyin düzgün ve mükemmel olmasını isteyen kişilik tipleridir. Çoğu MM’i giyimi, duruşu, düzgün ve taralı saç stilinden tanıyabilirsiniz. En temel arzuları kusursuz olmaktır. MM’in ilkesi şudur; “Bir şey yapmaya değerse, mükemmel yapılmaya da değerdir.” Melankoli kelimesi sözlükte depresyona eş anlamlıdır. Fakat bütün mm’lerin bunalımlı olduğu düşünülmemelidir. Aslında çok neşeli olanları da vardır. Fakat yaşamdaki amacınız mükemmele ulaşmaksa hayal kırıklığı doğal olarak bunalım kaçınılmazdır. MM’lerin kusursuzluğa olan düşkünlükleri her şeyi düzeltme isteğine sahip olmalarını beraberinde getirir. Bir MM’ye gönderdiğiniz bir metinde imla hatalarınız varsa, metindeki hataları sarıya boyamış olarak size göndermesi kaçınılmazdır. Etraflarındaki her şeye acaba neresi düzeltilmeli gözüyle bakabilirler. Çizelge ve grafiklere düşkünlükleri analitik düşünme biçimlerinden kaynaklanır. Bir bilgisayar satın almadan önce MM bir arkadaşınızdan yardım almanız sonunda en hesaplı ve en iyi özelliklere sahip bilgisayarı almanız konusunda atılacak en akıllıca adımdır. Çünkü bir mm bu süreçte konuyu önce arkadaşlarına sorar, daha sonra araştırma yapabileceği tüm kanalları tarar, satış elemanları ile görüşür ve sonunda bir tablo yapar. Bu tabloya bakarak sizin için en iyi seçeneğin hangisi olduğuna karar vermek artık çocuk oyuncağı haline gelmiştir. MM’ler her şeyin düzenli olmasını isterler. Çalışma arkadaşınız MM ise sahip olduğu organizasyon yeteneği sayesinde her zaman neyin nerede olduğunu bilir ve siz bir dosyayı ya da bir formu bulamadığınızda sizin kurtarıcınız olabilir. Bir popüler optimist son derece dağınık bir mutfakta çalışma konusunda sıkıntı yaşamazken MM için bu kabus yaratan bir durumdur. O nedenle MM’lerin masalarında sadece o gün yürüttükleri proje vardır. Çünkü gün bitiminde masalarını temizlerler ve bütün işlerini kaldırıp düzenli bir şekilde bırakırlar.Aradıkları şey uçuk eğlenceler ya da düşünmeden hareket etme değildir. Her zaman derinlik, duyarlılık ve mükemmellik ararlar. MM bilmek ve öğrenmek ister. Her detaya her ayrıntıya sahip olmak onun için çok önemlidir. Size sorduğu bir konu hakkında kaçamak cevaplar vermeniz bir MM’yi çileden çıkarmaya yeterde artar bile. Siz olayı yaşayan olarak düşünmediğiniz, merak etmediğiniz bir ayrıntı hakkında MM’den bir soru alabilirsiniz. Melankolikler her zaman problemin kaynağına inmek isterler. Olayların sadece görünen kısımlarıyla ilgilenmezler. İçindeki gerçekleri de araştırırlar. MM’ler davranış biçimlerine ne kadar kızsalar da genel de partner olarak kendilerine popüler optimist bir kişiyi seçerler. Genellikle eğlenceyi ve hayatın renkli yanlarını seven insanlarla evlenirler ve eşlerini heyecanlandıran önemsiz ayrıntılar onları sıkar. MM’lerin en önemli arzusu bir şeyi düzgün yapmaktır. Etrafınızda kafasına düzenli olmayı takmış birisi varsa bunun bir kişilik özelliği olduğunu bilin ve elinizden geldiğince onun düzenine ayak uydurmaya çalışın. Emin olun onu sizden daha fazla mutlu eden kimse olmayacaktır. GÜÇLÜ KLORİKLER (Yapalım ama benim gibi yapalım) GK’lerin bazı özellikleri PO’lere benzer. Çevrelerinde insan bulunmasını severler ve dışa dönük kişiliklerdir. Fakat bir GK’i PO’ten ayıran en temel özellik insanlara liderlik etme istekleridir. Çevrelerinde insan istemelerinin nedeni de budur. Etraflarında kontrol edilmeyi isteyen, bundan rahatsız olmayan insanların olmasına ihtiyaç duyarlar. En temel arzusu kontrolün kendisinde olmasıdır. GK kişiler kendi görevleri olmasa bile bir sorun çıktığında hemen o sorunu çözmek için harekete geçerler. Belirli bir işle görevlendirilmiş olmama, GK’leri kontrolü ele almaktan alıkoyamaz. Organizasyon becerilerini MM ile paylaşır. Ama işlerin nasıl yapılacağı konusunda pek anlaşamazlar. MM her şeyi yazmak, çizelgeler yapmak ve konular üzerinde düşünmek ister. GK ise bu süre içerisinde sorunu kafasında çözmüş, harekete geçmiş, etrafına talimatlar yağdırmaya başlamıştır bile. GK’ler içgüdüyle, genellikle analiz için zaman harcayan MM kadar doğru hareket eder. Kendilerine duydukları aşırı güven her zaman haklı oldukları fikrine kapılmalarına neden olabilir. Genelde sloganları şudur; “Ben dik kafalı değilim, sadece her zaman haklıyım.” Başkaları onları dik kafalı olarak görürken, onlar yalnızca açıkça ortada duran çözümü sunduklarını hissederler. Onlar doğru yanıtı zaten bulmuştur, başkalarının fikirlerini tartışmak zaman kaybından başka bir şey değildir. Bu aşırı güven ve hatalı olduklarını ender olarak kabul etme durumu zaman zaman kendi zayıflıklarında boğulmalarına sebep olabilir. Özür dilemekte ya da başkalarının da başarılı olabildiğini görmekte güçlük çekerler. GK bir kişilikten özür dilemesini ya da sizin başarılarınızı takdir etmesini beklemek hayalperestlik olur. Bir arkadaş ortamında, bir davette GK’leri geç gelip erken ayrılmalarından tanıyabilirsiniz. Çünkü her zaman yapacak çok işleri vardır ve sosyal faaliyetler genelde diğer önemli olayların arasına sıkıştırılmıştır. Arkadaşa fazla ihtiyaç duymazlar. Etraftaki insanlar popüler optimistler için sosyalleşme anlamına gelirken bir GK için üretim anlamındadır. GK’lerin güçlü el kol hareketleri vardır. Zaman zaman bir şeyleri vurgulamak için işaret parmaklarını sallarken görebilirsiniz. GK’ler ile konuştuğunuzda sizin alanınıza hiç saygı duymadıklarını fark edebilirsiniz. İletişim kurarken çok yakınınıza gelir ve ne kadar rahatsız olabileceğinizden haberi bile olmaz. Nasıl yapılacağını bilmeseler de güçlü kloriklerin ellerinden her iş gelir. Ya da bunu için çaba gösterirler. Yani başarma güdülerinin yüksek olması onlara her durumda aslın da bir miktar güç verecektir. Onlar hedefe dönüktürler. Neyi yapmak ve neyi başarmak istediklerini iyi bilirler. İyi organize olurlar. Hayatta her türlü mücadeleye girmekten(eğer inanıyorlarsa) çekinmezler. En önemli arzusu kontrol altına almaktır. Onlara kendilerini bir lider gibi hissettirin. Halk arasındaki deyimiyle nabza göre şerbet vermek gerektiğinde Güçlü Kloriklerin şerbeti pohpohlanmak olmalıdır. BARIŞÇIL SOĞUKKANLILAR (Yapalım ama kolay yoldan) Giyimlerine bakarak tanınması en zor kişilik tipidir. Giyim tipleri genelde sıradandır. Kot pantolon ve sıradan bir bluz bir BB’nın en sevdiği giysilerdir. Ancak hayatı algılayışları ve tavırları incelenerek en kolay tespit edilebilecek gruptur. Sosyal bir ortamda en sakin, en rahat kanepeyi ya da köşeyi seçmiş sadece yanına gelenlerle konuşan herkesi dinleyen, sosyalleşmek için ekstra çaba harcamayanlar genelde BB’lerdir. Çünkü geri planda olmaktan hoşlanırlar ve dikkat çekmeyi sevmezler. Barışçıl soğukkanlılar GK’lerin tam zıttıdır. GK’ler dinlenmekten ne kadar çok sıkılırlarsa, BS’lar dinlenmeyi o kadar severler. Bu cümleden BSların tembel oldukları kanısına varmayın. Çalışkandırlar fakat işleri bitince yeni bir iş yakalamak için çaba göstermek yerine, hak ettikleri tatili yapmak isterler. Motivasyonları düşük olduğu için ellerindeki iş bitmeden çok rahatlıkla ve hiçbir suçluluk duymadan erteleyebilirler. Barışçıl soğukkanlılar hepimize, kafamızı taktığımız şeylerin, “Aslında o kadar da önemli olmadığını “ gösteren bir gruptur. Her yerde mutlu olabilirler. Herkes onların yakınında olmaktan memnundur. Arkadaşlarını severler ama yalnızda mutludurlar. Dengeli olmaya çalışırlar. Hayatı en uç noktalarında yaşayamazlar. İki uca da belli mesafede dururlar. Ama bunu korkmadan yaparlar.İnatçıdırlar, ama inatçı olduklarını dışarıdan kolay kolay anlayamazsınız. Fikir çatışmalarını sevmedikleri için genelde sizinle aynı görüşü paylaşıyorlarmış gibi görünürler. Fakat onlar kendi bildiklerini okumaktan geri durmayan dışarıdan baş sallayan içeriden reddeden sessiz inatçılardır. Barışçıl soğukkanlılar tabiri caizse bir iş durumunda kimse onlardan yardım istemediği sürece arkalarına yaslanırlar. Ancak yardım istendiğinde de hiç bir şey olmamış gibi gider, sakince yardım ederler. Bu durum özellikle güçlü klorikleri kızdırabilir. Onların kişilikleri de çok karmaşık değildir. Çevreleri tarafından kolaylıkla anlaşılırlar. Yumuşak başlıdırlar. Çok ileriyi düşünmeyi sevmezler. Sabırlıdırlar ve hayatla barışık yaşarlar Ancak onlarda da melankoliklerdeki kadar olmasa da bir miktar karamsarlık vardır. Ayrıca güçlü kloriklerden sonra yönetim yeteneği olan ikinci gruptur.(Ancak onların bu yetenekleri güçlü kloriklerde olduğu gibi doğuştan değildir. Öğrenmeyle gerçekleşir).İnsanlarla kolay anlaşırlar. Ayrıca onların çok da arkadaşları vardır. Son olarak ta barışçıl soğukkanlıları çok iyi dinleyiciler olarak nitelendirebiliriz.En önemli arzusu çatışma yaşamamak, huzuru korumaktır. Sırf bu özelliğinden bile saygı duyulmayı hak ederler. Onlara değer verdiğiniz hissettirin, duygusal anlamda destek olun. SON SÖZ Artık kişilik tipleri hakkında az çok bir fikir sahibi oldunuz. Testimizi yanıtladıysanız kendi kişilik tipinizi de biliyorsunuz ve size naçizane bir iki tavsiye;Eğer Popüler Optimist iseniz renkli bir kişiliksiniz. Espri yeteneğiniz gelişmiş ve çevrenizi eğlendiren hikâyeler anlatabildiğiniz için sevilen birisiniz. Eğlenmeyi seviyorsunuz ama hayat sadece eğlenceden ibaret değil. Bu nedenle eğlenilecek zamanları iyi belirleyin. Konuşmayı seviyorsunuz, ama bazen karşınızdakilerin de dinlenilmeye ihtiyaçları olabilir. O nedenle söylemek istediklerinizin yarısını eleyin ve gerçeğe sadık kalın. Mükemmeliyetçi Melankolikseniz özellikle işler yolunda gitmediğinde, her şey kusursuz olmadığında bunalıma eğilimlisiniz. Fakat her zaman her şey mükemmel olmaz. Biraz neşelenin. Her grubun sizin gibi duyarlı, düşünceli, kusursuz birine ihtiyaç duyduğunu unutmayın. Güçlü Klorikseniz doğuştan lidersiniz. Her durumda kontrolü ele alabilirsiniz. Sorun çözme yeteneğinize ve hızınıza herkes hayran, ama bazen abartıp zorbalaşabiliyorsunuz. İnsanları dinlemeyi öğrenin. Herkesin dinlenmeye değer bir hikâyesi vardır. Siz her zaman haklı olmayabilirsiniz. Barışçıl Soğukkanlıysanız sessizliğiniz, uyumlu kişiliğiniz, barışçıl tutumunuz sayesinde herkesin sevdiği birisiniz. Herkes sizinle arkadaş olmak ister. Ama bazen gerekli kararları verebilecek kadar güçlü ya da bir görüşü savunacak kadar kendinize güvenmelisiniz. Geri adım atmak her zaman en doğru çözüm değildir. Hepimiz farklı bir rengiz. Tıpkı bir gökkuşağı gibi. Gökkuşağını güzel kılan içinde barındırdığı birbirinden farklı ama birbiri ile uyumlu renklerdir. Hayatınızda renkler eksik olmasın. yararlanılan Kaynak : Kişilik bulmacası Marita Littauer-Florence littauer Sistem Yayıncılık
|